Genel Tarih

Anadolu'da İ.Ö. 1700'lerde 1200 lere kadar hüküm süren Hitit kaynaklarından "Azzi-Hayaşa" olarak anılan bölge, Baybuyrt'unda içinde bulunduğu Doğu Karadeniz bölgesinin iç kısımlarıdır.

Azzi ve Hayaşa adları genellikle birlikte geçmektedir. Hitit devletine zaman zaman yarı bağlı hatta bir kezde Kral Tuthalia III zamanında krala baş kaldırmış olduğu kaydedilen Hayaşa Beyliğinin yeri için Erzurum ile Erzincan arasındaki topraklardan kıyıya kadar uzanan bölge gösterilmektedir. Bu beyliğin daha Asur kolonilerini çağında var olduğu Asura hatti ülkesinden sevk edilen gümüş maddenin buradan elde edildiği sanılmaktadır.

İ.Ö. 9. YY. Da Urartu egemenliğine giren bölge İ.Ö. 720-665 yılları arasında kafkaslar üzerinden gelen kimmer ve iskit akınlarına uğramıştır. İ.Ö. 5. YY yazılan herodot tarihinde ise bölgenin adı "Haldiler" in ülkesidir. Ancak bütün bu tanımlamara karşın Xenophon'un "Anabasis" adlı eserinde bölgenin birbirinden farklı diller konuşan küçük kabilelerle dolu olduğuna tanık oluyoruz. Bu sıralarda İran Azerbeycanından gelen büyük Medler Kızılırmağa kadar ve kısa bir süre sonra onların yerini almış olan Persler ise bütün Anadoluya egemen olmuşlardı. Pers İmparatorluğu "Satraplık" denilen büyük eyaletler halinde yönetiliyordu.

Pers Kralı II. Daranın Küçük oğlu Erdeşir (Atraxerxer) Batı Anadoluda Satrap olarak bulunuyordu. Babasının ölümünden sonra onun yerine tahta çıkan ağabeyi Keyhüsrev'i (Kiroz) devirip yerine geçme hevesine kapıldı. İ.Ö. 401 yılında Ege'den ve Yunanistan'dan 10.000 paralı aske tuttu bu orduyla Konya Tarsus yolu izleyerek Frat ırmağına kadar ulaştı. Amacı Mezopotamyadaki Krallık Başkenti Susuya ulaşmak idi. Kunaksa'da Keyhüsrevin ordusu ile karşılaştılar Erdeşir çarpışmanın daha ilk anlarında öldü.

Onu tahta çıkarmak için yola çıkan 10.000 paralı askerin amaçı bir anda ortadan kalkmış oldu. Keyhüsrevin tuzağına düşmekten korktukları için bu kez Dicle ırmağı kuzeye doğru kaçmaya başladılar. Mezopotam'ya daha sonra Bitlis Malazgirt Patnos yoluyla Doğu Anadoluya çok maceralı ve tehlikeli bir kaçış yolu izlediler. İşte sözünü ettiğimiz Xenophon bu sefere gönüllü katılmıştı. Dönüş yolunda kumandanlık gibi büyük bir görev üstlenmişti. Bayburt ve yöresi hakkındaki ilk somut bilgilere onun "Anabasis" adındaki sefer güncesinde restlıyoruz. Birinci Konu: Onbinler Doğu Anadolu'da geçtikleri hiç bir yerde bir kente rastlamamışlardı. Karşılaştıkları Xenophon'un kendi deyimi ile ilk "Büyük kalabalık ve zengin" şehir o zaman ki adi "Gymnias" olan Bayburt'tur. Bu Bayburtun en az 2500 yıllık bir kent olduğunun kanıtıdır. İkinci konu: Xenophon'un Baybuyt civarında dar bir alanda yaşayan halkı "Skythen" olarak adlandırılmasıdır.

Anadoluda bir yığın kabile arasından geçmiş ancak başka hiç bir halkı "İskit" olarak tanımlamamıştır. Bundan şu sonuç çikartilir: Bayburtun o zaman ki halki bir-iki y.y önceki Iskit akinlarina bu dar alana yerleşip kalanlarin soyundandir. Bizim "Saka" olarak adlandırdığımız İskitler Tanrı dağlarından Güney Rusya düzlüklerine kadar yayılan ve eski Türklere pek çok benzerlikleri göçebe kavimlar topluluğuydu. Maden işleme sanatinda ileri olduklarindan bunlari belkide bu yöredeki zengin gümüş madenleri buraya çekmişti.
Anadoluda akınları sırasında başka yerlere tutunamadıkları halde bu dar bölgede yerleşip kaldıkları anlaşılıyor. Bayburtlu İskitler Helenlere düşmanca davranmadılar onlara beş gün içinde denizi görebilecekleri bir yere götürecek bir kılavuz verdiler.

Onbinler gerçektende 5 gün yürüyerek belki Soğanlı dağını aştıktan sonra belkide Ziganalara varıp Xenophon'u "Tekhes" dediği bir tepeden Karadenizi gördüler ve "Deniz deniz" diye bağrışarak en coşkulu ve sevinçlı anlarını yaşadılar. Kendilerine kılavuzluk eden Bayburtluyu armağanlara boğdular.

Xenophon İskitlere komşu Halibler ve haldiler den de söz etmektedir. İleri tarihlerde dahi bu bölgeden "halipya" yada "haldiya"olarak söz edilecektir. Halipler demiri ilk işleyen uluslardi. Haldi halkı ise adını bir urartu tanrısından aluyorlardı. Perslerin anadoludaki uzun süren egemenliğine iskender son vermiştir.

Ancak ne iskender nede komutanlarından biri bu bölgeye ulaşamamiştir. I.Ö II. yy'da doğu karadenizde puntus krallığı kurulmuş ve kısa zamanda roma imparatorluğunun korkulu rüyası haline gelmiştir. Krallığın sınırları kırma ve ege ye kadar uzanmıştır. Tarihçelere göre pontus devletinin rumlarla hiç bir ilişkisi yoktur. Tersine batıdan gelen roma imparatorluğu saldırısına karşı anadolunun bir savunma hareketidir.


Krallarıda mihirdat (mitridates) adını taşır ve pers asıllıdır. Onların egemenliği altında yeli halk eski ilkel yaşantisin sürdürmekte idi. Pontus krallığı egemenoldığu bölgelerden vergi yarine daha çok asker alırdı. Bu işi özellkle karadeniz siradaglrinin arkadinda ki vadilerde yaşayan topluluklarda uygulardi. Ayrıca askeri gücü ve serveti karadan gelecek düşmana karli savunmak amaciyla buralardaki stratejik noktalara bir dizi büyük bir olasilikla ilk kez bu dönemde yapılmış ya da basit olarak bir temeli varsa berkitilmiş olmalıdır.


Roma ordularının İ.Ö. 65 yılında başlattığı saldırılar sonucunda Pontus Devleti yıkılmış ancak bir kısım hazinenin saklandığı bayburt kalesi İ.Ö. 40lı yıllara kadar direnerek düşen en son kale olmuştur. Bölge roma egemenliğine girdikten sonra da önemli bir roma ordugah merkezi olan kelkit sadak köye kadar ulaşan greko-romen şehircilik anlayişi ve kültür yapisi bayburta yansimamiştir buna karşin giderek önam kazanan trabzon limanini asya ya baglayan ticaretyolunun üzerinde olmasi bayburta stratejik bir önem kazandirmiştir dogu roma imparatoru justinianus zamaninda kalenin onarildigina ve kale içinne bir kilise yaptirldigina dair bilgiler bulunmaktadir Çoruh vadisi arap akınları ile daha halife ebubekir ve ömer zamanında tanışmıştır.


Emezi oeduları 705 yılında bu gölgeyi yağmalayıp ele geçirdiler.715 te bizanslılar geri aldılar Bizans anadoluyu araplara karşi daha dinamik bir biçimde savunabilmek için tema adindaki askeri valilikleri küçülttü. İmparator teopohilos 829-842 zamanında merkezi erzurum olan yeni bir " haldiya eyaleti kuruldu . eyaletin metropolit merkezi trabzon du bayburt buraya bağlı yedi piskoposlıktan biri idi.

850 yılıda malatyanın arap valisi emrindeki tüek birliklerle trabzon yöreinin istila etti.bu tafihten itibaren bayburt çevresi müslüman türkler ie bizans yönetimi arasında sürekli çekişme alanı oldu . Çünkü artık Yürkmenler de Azerbaycan üzerinden Anadoluya'ya doğru yayılmaya başlamışlardı Romanos II zamanında 960 yılında Anadolu'daki Oğuz sayısı ikiyüzbin çadırı bulmuştu 1048 yılında Haldiya eyaletinin kırsal kesimi bütünüyle Türklerle dolmuştu 1054 yılında Büğük Selçuk sultanı Van civarındaki kaleleri birbir fethederken üç kola ayırdığı kuvvetlerinin bir bölümü'de bu bölgeye gönderilmişti. Bayburt'ta selçuklu kuvvetlerine paralı Frak askerlerinden kurulu bir Bizans birliği hücum etti.

Selçuklu kumandan şehit oldu ancak yapılan bu akınlar sonucu yöredeki pek çok kale gibi Bayburt'da fethedildi.1057yılınnda Çağrı bey'in oğlu Yakuti'nin Azerbaycan üzerinden sevk ettiği birliklerde bölgelerdeki Türk yayılmasını pekiştiren bir akın oluşmuştur.
1071 Malazgirt zaferinden sonra Türkler Anadolu'ya daha yoğun bir biçimde göç etmeye başladılar.Emir Abdul Kasım 1074'te Erzurum'da ve Çoruh havzasında eğemenlik kurdu,1080'de Saltukoğulları devletinin temellerini attı.1081'de Ebu Yakup ve İsa Börü adlı kumandanları Karsı,Ardahan'ı Gürcistan içlerine kadar uzanan yerlere kadar zaptettiler ve kıyı kesimlerini haraca bağladılar. Erzurum Emirliğinin sınırları Soğanlı ve Zigana dağlarıydı.
Bayburt'da Selçuklu devletine tabi bu emirliğin sınırları içindeydi.Diğer yandan Emir Mengücük de Erzincan Emirliğini kurmuştu. Bayburt Mengücükoğullarının'da etkisini hissetmiştir.Bizans batıda Normanlarla uğraştığı için Doğu Anadoluda olup bitenlere karşı çaresizdi.'


Emir danişmend Türklerce iskan edilmiş bölge halkını rahatça kendi egemenliği altında toplamaktaydı. Danişmend Bayburt ve civarının yönetimini Emir Sulu Bey'e verdi. Trabzon kentinin Hıristiyan valisi de Danişmendlilere vergi veriyordu. Trabzon Hıristiyan bir yönetim bırakmak , Müslümanların denetimindeki Asya ve Arabistan'la bağlantısı olan ticaret yolunun Bizans'la , Rusya'yla ve öteki Avrupa ülkeleriyle temaslarında sürekliliği sağlayan radikal bir çözümdü. Bundan sonra, bu bölgedeki gelişmeler Türk Beylikleri ile Bizans Tekfurları arasında zaman zaman çatışmalar, rekabetler ama genellikle akrabalıklara dayanan bir dayanışma biçiminde gelişecektir.


Trabzon ise Bizans'tan ayrı bir Rum devletinin başşehri olacaktır. 1096'da Birinci Haçlı Seferi sırasında Bizans İmparatoru Aleksi ordusunu Danişmendliler üzerine gönderdi. Aynı anda Trabzon'un Bizans yanlısı valisi Teodor Gabras da Gümüşhane ve Bayburt'u zaptetti. Emir Danişmend Trabzon kuvvetlerini Şebinkarahisar'da yendi. Danişmendin oğlu Seyfettin İsmail Bey , Bayburt'u kurtardı. Selçuklu Sultanı Kılıç Aslan , Haçlılarla savaşıyordu. Bu arada Emir Danişmend'in ölümü üzerine Trabzon'lular yeniden hücuma geçtiler. Bayburt bir kez daha ellerine düştü. Ancak kısa bir süre sonra Gazi İsmail Han Bayburt'u ikinci kez kurtardı. Ne var ki , Trabzon ve Haldiye eyaletinin kıyı kesimi Danişmendliler in elinden çıkmıştı. Teodor Gabras Bizans egemenliğine de son verip kendini bağımsız derebeyi ilan etti.


Bu arada 60,000 kişilik bir Tükmen kitlesi bölgeye girip yerleştiler. Reisleri Emir Şemseddin Muhammed Türkmani idi. Bayburt'u merkez yapıp civar yaylalarda sürü otlattılar yada komşu bölgelerde yağmalar yaptılar. Moğol istilası sırasında Muhiddin Pervane'nin başvuruşu üzerine Toku Noyan adındaki kumandan buraları istila etti. Azad Musa adında birinin idaresindeki 1000 kadar göçer Türkmen bölgeye zarar veriyor gerekçesiyle Çoruh ve Kelkit vadilerinde Denizli taraflarına göç ettirilmişlerdi. Anadolu Selçuklu Sultanı Süleyman Şah devleti yeniden güçlendirmek isterken Amasya Emiri Ergun Han, Erzincan Emiri Muzaffereddin Mehmed ve Erzurum Emiri Alaeddin Ali'yi karşısında birleşmiş buldu. Üzerlerine yürüyüp bu emirlikleri ortadan kaldırdı. Kardeşi Mugisüddin Tuğrul'u Erzurum'a vali yaptı. O da Trabzon tehlikesine karşı Erzurum ve Bayburt kalelerini güçlendirdi. Bayburt kalesi yeniden yapılırcasına onarım gördü. Kale dışında inşa edilen Ulu Cami, Bedesten , Mahmudiye ve Yakutiye medreseleri gibi yapılar Selçuklu döneminde Bayburt'un önemli bir kültür merkezi haline geldiğinin kanıtlarıdır.


Dördüncü Haçlı Seferinde Latin işgaline uğrayan Bizans'tan kaçan İmparator Aleksi Komnen'in 1204'de Trabzon'a gelerek, bağımsız Rum Devletini kurması Bayburt'un bir serhat kalesi olarak önemini arttırmıştır. Anadolu'da boy gösteren Harizimşahlar'la anlaşan Trabzon Kralı Andronikos devletini büyütmüş. Bu arada Bayburt'u da zaptetmişti. Sultan Alaeddin Keykubad'ın oğlu Gıyaseddin Keyhüsrev ile birlikte çıktığı Trabzon seferinde Selçuklu Ordusu Bayburt'u geri aldı. Ordu Bayburt'ta ikiye ayrıldı, iki kolda Trabzon'a saldırdı. Anadolu'nun Moğollarca istilası sırasında Trabzon'daki Ceneviz kolonosi de büyük ölçüde örgütlenmiş ve önemlerini arttırmıştır. Avrupa'da ticareti elinde tutan bu denizci devlet ilhanlılarla ticaret anlaşması da yapmıştı. Ayrıca Bağdat'ın Moğollarca yıkılmış olması geleneksel ipek yolunu Ortadoğu üzerinden İlhanlı devletinin başkentini denize bağlayan Tebriz-Trabzon yoluna kaydırmıştı. Bayburt'un bu yol üzerinde olması önemini bir kez daha arttırmıştır.


Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu'ya 1284'te itibaren yurtluk arayan yeni Türkmen göçleri oldu. Ahi Ahmed-i Zencani gibi bir çok kişinin adını önüne "Ahi" sözcüğünün gelmesinden , taht kavgalarıyla merkezi Selçuk otoritesinin zayıfladığı ve Batıda Osmanoğullarının gelişme gösterdiği yıllarda Anadolu kentlerini etkisi altına alan Ahiliğin, Bayburt'a da ulaşmış olduğu ve burada ahilik geleneğine özgün bir yönetimin kurulduğu anlaşılıyor. Ahi örgütünün töre ve çalışma düzenini saptayan en eski fütüvvetnamelerden birisi 1290'da Bayburt'lu Ahi Ali tarafından kaleme alınmıştır. 1320'den sonra İlhanlı devletinin yerini Uygur Türklerinden Aleaddin Eratna'nın kurduğu Eratnaoğulları devleti aldı. Eratnaoğulları , ahiliğin koruyucusu olmuşlardır. Bayburt'ta Maden bölgesinde çıkarılmış gümüş ile, Selçuklu , İlhanlı Sultanları ve Eratna'lı emirler adına sikkeler kesilmiştir.


Osmanlılar için Söğüt ne ise , Akkoyunlular için Bayburt odur. Çünkü yüzyılı aşkın bir süre saltanat süren ve Sivas'tan Horasan'a kadar çok geniş topraklara yayılan Akkoyunlu Devleti'nin çıkış noktası burasıdır. 14.yy.da , Bayburt yöresinde sözü geçen Akkoyunlu aşiretiydi. Akkoyunluların reisi Diyarbakır Emiri Turali Bey'di. Dede Korkut öykülerindeki Kan-Turalı bölümünün bu Emir ile ilişkisi açık bir gerçektir. 1349'da Turali Bey Turali Bey ile Bayburt Emiri Mahmut Rikabtar ve Erzincan Emiri Gıyaseddin İnebağ birlikte Bayburt'tan Trabzon üzerine yürüdüler.


Cenevizliler de Trabzon donanmasını yaktılar. Trabzon'u yeni anlaşmalara zorladılar. Trabzon'un yeni İmparatoru Aleksi Komnen III, Türkmenlerin bir gün Trabzon devletini yıkmaların korkuyordu. O yüzden onlarda dostluk kurma yolunu seçti. Kız kardeşi Maria Despina'yı Turali Bey'in oğlu Fahrettin Kutlu Bey'e verdi. İleride Akkoyunlu aşiretini devlet haline getirecek Karayülük Osman Bey, işte bu evlilikten doğmuştur. Kutlu Bey,1365'te eşi Despina ile Trabzon'daki eniştesini ziyaret etmiş, sekiz gün kalmıştır. Buna karşılık Aleksi ise 1366'da tarihçi Panaretos ve maiyetindeki 2000 atlı ve yaya ile Bayburt'a gelerek birkaç gün burada kalmıştır.1389'da ölen Kutlu Bey'in türbesi halen Bayburt'un Çayıryolu köyünde ,kendi adını taşıyan caminin yanındadır.


1377'de Türkmenlerle Trabzon arasındaki yine sürtüşme çıktı. Aleksi , bu kez prenseslerinden birini Halibya Emiri Süleyman Bey ile birinci Erzincan Emiri Mutarharten ile birini Niksar Emiri Tacettin Bey ile birinide Gürcü Kralı Bagrat ile evlendirirken Akkoyunlu Emiri Kutlu Beyin oğlu ve aynı zamanda kendi yeğeni olan Karayülük Osman Beyi de ihmal etmedi. Bir kızınıda ona verdi. Trabzon Kral Kızlarının Dede Korkut öykülerinde dedir. Kutlu Bey ölünce yerine oğlu Ahmet Bey Bayburt Emiri oldu. Karakoyunluların himayesindeki Erzincan Emiri Mutaharten Bey de Selçuk Tahtını gaspetmiş olan Kadı Burhanettin'e karşı savaştı ve onu ortadan kaldırdı. Akkoyunlu devletini kurdu. Timur'un 1402 Ankara savaşını kazanmasından sonra bölge bir süre için Timur'un oğlu Mirza Halil Sultan'nın yönetimine verdi.


Bizans Osmalı fethedilince Fatih Trabzon'u da vergiye bağladı. Trabzon kralı Fatih'e vergi vermektense Akkoyunlular ile anlaşma yoluna gitti. Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan Bey bir kez daha bir kral kızı ile evlenmiş ve Trabzon Kralları ile akrabalık yenilenmişti. Uzun Hasan Fatih'e yeğenini elçi göndererek Trabzondan vergi alınmamasını istedi. Aksi halde Fatih'in dedesinin Uzun Hasan'ın dedesine vermeyi kabul ettiği verginin birikmiş altmış altmış yıllığı birden isteyeceğini bildirdi. Fatih "olur önümüzdeki yıl kendim gelir borçumu öderim" diye haber gönderdi. 1461 yılında Fatih'in donanması Karadenize açılırken kendiside kara ordusu ile yola çıktı. Erzincan'a kadar gelen Fatih'in niyetini anlayan Uzun Hasan Annesi Sara Hatunu Fatih'e elçi olarak yolladı. Sara Hatun oğlunun bağışlanmasını istedi. Fatih ona anne diyerek saygı gösterdi. Uzun Hasan'ı Trabzon Kralına yardım etmemek koşuluyla affedeceğini söyledi. Elçilerden yalnız birini haberci olarak Uzun Hasan'a gönderdi. Heyeti ve Sara Hatunu Trabzon alındıktan sonra göndereceğini söyleyip beraberinde Bayburt'a getirdi.


Fatih Bayburt civarın üs olarak kullandı. Tıpkı yıllarca önce Alaaddin Keykubat'ın yaptığı gibi ordusunu burada ikiye ayırdı. Batıdaki Rumeli ordusunu Sadrazam Mahmut Paşa'nın emrine verdi kendiside doğudan Trabzonun fethine çıktı. Fatih'in Otlukbeli zaferinden sonra bile Bayburt bir süre daha Akkoyunluların daha sonrada Safevilerin egemenliği altındaydı. Yavuz Çaldıran zaferinden sonra Tebrize giderken Bayburtun fethi için vezirlerinden Bıyıklı Mehmet Paşayı göndermiş fetih 17 Ekim 1514 'te gerçekleşmiştir. 1553'de Şah Tahmasb'ın Bayburt üzerine karşı saldırısıda Osmanlıların galibiyeti ile sonuçlanmıştır.


Tarihi kaynaklardan Safevilein etkin oldukları dönemde bölgenin büyük bir yıkıma uğradığı anlaşılıyor. Osmanlıların eline geçtikten sonra yapılan ilk yazımda Bayburt'a bağlı 384 köyden 231'nin yıkık ve boş olduğu belirtilmektedir. Osmanlı döneminde Bayburt bir sancak merkezidir. Evliye Çelebi Bayburt için Erzurum vezirinin hass-ı hümayunundan ayrılma subaşılıktan yüzelli akçelik kazadır Kadısının senelik geliri altı kesedir. Kale ağası , kale neferleri , şeyhülislamı, nakibüleşrafi, ayan ve sipahisi, kethüda yeri yeniçeri serdarı vardır diye yazıyor.

Evliya çelebi kale içinde üçyüz kadar,şehirde ise toprak damlı bin ev olduğunu kaydediyor,FATİH,fetihten sonra Tire şehrinden buraya üçbin kadar adamı sürgün etmiştir.Halkının çoğu bu Tirelilerden çoğalmadırdiye yazıyor.Kentin 4 camii,3 hamamı,şer'i Mahkemesi,2 Medresesi,3 Derviş tekkesi,Sultan boyahanesi,üçyüz dükkan,bir hanı ve bir de bedesteni varmış. 19.yy. sonlarında Şemsettin Saminin ''Kamus-ül ALAM''ında 3 hamam,481 dükkan, 40 han,1 tabakhane,1mumhane ve 1 boyahaneden bahsedilmektedir.1828 de Osmanlılar Yunanistan la savaş halindeyken bunu bahane eden Çarlık Rusyası,Erivan Kontu Paskeviç yönetimindeki ordularıyla doğudan Osmanlı topraklarına saldırmışlar.


Yeniçerilerin iki yıl önce kaldırılmış olması, yeni ordunun ise hem sayıca hemde deneyim olarak yetersizliği yüzünden İstanbul Doğu sınırlarıyla yeterince ilğilenemedi.Erzurum valiliğine Atanan Salih Paşa ancak savunmaya yönelik tetbirler alabildi.Buda başarılı olmadı.sekiz tenmuz da Erzurum teslim olmak zorunda kaldı Osmanlı ordusu çekildi.Ruslar,Trabzon yolunu kontrol altına almak üzere ilerlediler ve Rumlar da kendilerine yardım edince 13 temmuz da Bayburt'u da ele geçirdiler. Seraskar Osman paşa'nın Hart ta {Aydıntepe}topğladığı Türk kuvvetleri ile General Burtsov kumandasındaki Rus kuvvetleri arasında 31 temmuz 1829 günü çok kanlı bir savaş oldu.


Türk tarafından 150 kadar şehit verildi.1000 kadar Rus ta öldürüldü Ruslar yenildi,Bu arada General Burtsov da yaralandı ve daha sonra öldü kalan Rus kuvvetrleri ellerinde bulunan Bayburt kalesine sığındılar.8 ağustos günü ruslar,Erzurum dan gelen Kont Paskeviç ve takviye kuvvetleriyle Hart a bir kez daha saldırdılar.Serasker Osman paşa Sinur {Çayıryolu}Üzerinden Kelkit'e doğru çekilmek zorunda kaldı.II Hart Ruslar kazanmış oldular Şair Zihni nin Hart Destanı işte bu savaşı anlatmadadır.


Bu Osmanlı -Rus savaşı Edirne Antlaşmasıyla son bulmuş ve Bayburt Türklere bırakılmışken, antlaşma haberinin doğuya geç ulaşması bir felaketle sonuçlandı Paskeviç bütün Rus kuvvetleriyle Bayburt a saldırmış ve Türkler 2000 kadar şehit ve yaralı vermişlerdi.Ekim 1829 da Ruslar antlaşma gereği Bayburt u terkettiler ancak işgal sırasında kale içi mahallesi birdaha onarılmayacak ve içinde yaşanılmayacak biçimde tahrip edilmişti.Bu arada ecdat yadiğarı pekçok anıtda yıkılmıştı.Rusların Bu ilk işgalinin kötü izleri yıllarca hafızadan silinemedi. Kars ve Ardahan ın uzunca bir süre işgalleri altında kalmasında cesaret alan Ruslar Doğu anadolu illerimizdeki emellerini gerçekleştirmek için fırsat kollamışlardır.Buralarda yaşayan Ermenilerin silahlanmasını ve katliamlar yapılmasını sağladılar.


Nihayet I.Dünya Savaşının başlarında Osmanlı bayrağı ile Karadeniz de dolaşan Alman Ğöben {YAVUZ}ve Breslav {MİDİLLİ} zırhlıları Rus limanlarını topa tutunca aradıkları fırsatı buldular.1 Kasım 1914 günü Rus Ordusu Doğu sınırlarımıza saldırdı. Rusların yanında İngilizler de açıktan açığa Ermeni komitelerine destek sağlamış onları kışkırtmışlardı Ermeniler kitlelerle halinde Rus taburlarında görev aldılar.İçeride kalanlarda sürekli Türklere saldırıyorlardı.1915 de Türkleri arkadan vuran Ermenilerin toptan Irak a zorunlu göçleri sağlanmıştır.Ancak savaşın sonunda dönenler daha düşmanca davrandılar.Bayburt Ermeni çetelerinin eline geçti.Bayburt un en karanlık günleriydi bu günler.Bayburt 16 Temmuz 1916 da işgal edildi.Halk Ruslardan ve onların işbirlikçisi Ermenilerden çok zulüm gördü. Yaşlı -Genç ,kadın erkek demeden bir çok insan ''Taşmağazalar'' a kapatılıp yakıldılar.


Türk askerlerinin ve Bayburt halkının düşmana karşı 2 Mart 1916 da başlayan ve 5 ay süren Şanlı Kop savunması tarihine ''İkinci Plevne Destanı''olarak geçmiştir. Bu savunma sırasında Bayburt halkının bir bölümüde Sivas,Tokat,Çorum ilerine göçmüşlerdi.Bayburt'un üzücü düşman işgalinde 18 ay,dört gün kaldı.Kesin olarak kurtuluşunun tarihi '' 21 ŞUBAT 1918''dir. İdari yapısını uzun yıllar Sancak Merkezi olarak sürdürmüş olan Bayburt 5 Aralık 1887 tarihinde özel Meclis kararıyla Erzurum a bağlı bir kaza haline dönüştürülmüştür. Bayburt 1927 yılında Gümüşhane ye bağlanmış ve nihayet 15 Haziran 1989 tarihli ve 3578sayılı yasa ile il sıtatüsüne kavuşmuştur.

 
[ geri dön ]

 Adının Kaynağı
 Caddeler-Sokaklar
 Dede Korkut
 Evliya Çelebi
 Genel Tarih
 İlimiz
 Kurtuluş
 Köyler
 Özet Tarih
 Şehit Osman
 Şubat 1918
 Tarihçe
 Yüz Ölçümü